annem bakımlı, süslü kızları sever:) e altı kızı olan bir anne için de çok değil içlerinden bir kaçının istediği gibi olması... oysa ben yaradılıştan sadeyim, sevmiyorum doğal olmayan ajanlarla kendimi farkettirmeyi. hatta yapımda yok benim liderlik, kendini gösterme, öne çıkma halleri... adımı koyarken yapmış en büyük hatayı belki. nihan "gizli, saklanmış" demekmiş çünkü... makyaj yapmam, kuaföre yılda bir kez saçlarımı kestirmek için giderim, topuklu ayakkabı ve her türlü feminem giysi aykırıdır doğama... kot pantolon formam oldu yıllarca, yazın spor ayakkabı kışın cat tipi botlar ve bir tişört en fazla...
lakin yıllardır tanıdığım bana bir haller oluyor son zamanlarda. hala kullanmakta acemi olsam da çantamda gün be gün artmakta fondötönler, rimeller, allık ve benzerleri... ya yaşlanma karşıtı kremlere serumlara ne demeli... yoksa yaşlanıyor muyum diye düşünmekten ne alıkoyabilir beni... saçlarım bu yaşıma kadar makastan başka
bir şey görmemişken, nasıl oturdum gölge yaptırmak için o kuaför koltuğuna... ya haftasonları bile ayağımdan çıkartamadığım topuklu botlar? onca karşıyken modanın prototip kadınlarına, nasıl girdim tayt ve tunik çıkmazına... etek ve elbise hiç yer bulamamışken giysi yelpazemde neden gözlerim vitrinlerde hep onları görmekte... saten pantolon mu asla diyen ben nasıl deneyebildim bugün onu kabinde... tek taş da neymiş kapitalizmin tüketim oyunu diye çelişkisiz savunurken nasıl bunca mutlu oldum aldığım o özel hediye ile...sanırım değişiyorum. değişmeyen tek şeyden nasibimi alıyorum. otuzdördüme günler kala artık bedenimi süsleme arzumu itiraf ediyorum. anneciğim istediğin gibi biri oluyorum...