faaliyetler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faaliyetler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2017

Çocuklar ve Kurslar II

Devlet okulunda çocuk yetiştirmeye çalışan veliler olarak çok çaba sarf etmemiz gerekiyor. Özellikle sosyal-sportif-okul dışı etkinlikler anlamında çocukları desteklemek için maddi-manevi büyük fedakarlıklara hazır olmak şart.

Hobi kurslarında sürekliliği çok önemsememize rağmen maalesef bir hobide dikiş tutturamıyoruz :) Okul öncesini saymazsak Elif satranç ile başladı bir yıl sonra voleybola devam etmek istedi. Eren de satrançla başladı satrancı çok sevdi çok emek verdi sayısız turnuvalarda dereceler elde etti, yaklaşık 2,5 sene devam ettikten sonra bu yıl basketbola devam etmek istediğini söyledi.
Elif' in voleybolda üçüncü yılı. Ancak bu sene beşinci sınıf, okul değişince voleybol kulübünde de bir değişiklik oldu. Çünkü yeni okulunda sınıf arkadaşlarının da devam ettiği bir voleybol kulübü vardı. Şu an çok keyifli ve mutlu bir şekilde devam ediyor. Ondan beklentimiz ileride okul voleybol takımında oynayan yerel turnuvalara katılan, alt-orta düzey ama hep sporla ilgili bir genç olması.

Satranç başlangıç ve orta düzeyde çocuklar için oldukça tatmin edici ve eğlenceli bir spor. Ancak bir üst düzeye geçip zirveyle yarışmaya başlamak demek: Saatler süren çalışmalar, analizler, soru bankaları çözümü, ezberlenen sayısız açılış kombinasyonu, savunma kombinasyonları, taktik soru çözümleri, 4 saate varan maçlar, şehir dışı turnuvalar, Türkiye şampiyonası, il birinciliği, takım turnuvaları, milli takıma girme yarışı, antrenör seçimi, yüksek rekabet çok çok yıpratıcı, stresli ve oldukça maliyetli süreçler demek. Hem veli adına hem çocuk adına gerçekten zorlayıcı.
Açıkçası bu sene başında Eren satranç yanında basketbol ile de ilgilenmek istediğini söylediğinde 'buna değecek mi' sorusu düştü gündemimize. Eren' de tutku derecesinde bir satranç ilgisi olup olmadığıydı asıl merak ettiğimiz. Bunu ölçmek istiyorduk. Sadece birini tercih edebileceği restimize, rest ile yani 'basketbol' ile cevap vererek bizi çok şaşırttı. Bu sene başından beri bir kulüpte haftada 4 gün antrenman yapıyor ve bu süreçte satranca karşı ilgisini tamamen kaybetti. Bu da bize Eren' in doğru bir karar verdiğini düşündürüyor.
Çocuklarımız milli olsunlar, profesyonel olsunlar gibi bir hedefimiz olmadan sadece sporu bir yaşam biçimi olarak hissettirmeye çalışmaksa amacımız geldiğimiz noktadan oldukça memnunum. Her ne kadar bireysel sporları kendime daha yakın bulsam da takım sporlarının da kişisel gelişim anlamında çocuklara çok şey kazandıracağını düşünüyorum.

Bu sene rutinimiz yine oldukça zorlayıcı:
Elif: Pazartesi-Çarşamba-Cumartesi-Pazar
Eren:Salı-Perşembe-Cumartesi-Pazar antrenmana gidiyor.
Antrenmansız geçen tek cuma gününü çok ama çok seviyorum :)

Not: Çocuklar ve Kurslar I

5 Ekim 2017

Çekirdekten Limon Fidesi

Çok hevesle başladığım ve şimdilik başarılı bir şekilde devam eden 'limon çekirdeğinden nasıl limon fidesi yapılır' konulu yazıma hoş geldiniz efendim :)
Öncelikle her hangi bir limonun çekirdeklerini çıkarıp, yıkadım ve havlu peçete ile kuruladım.
Sonra, çekirdeğe zarar vermeden dış kabuklarını bıçak yardımı ile dikkatlice soydum.
Bu çekirdekleri ıslattığım havlu peçetenin arasına özenle dizerek bir kavanoz içerisinde, hava almayacak şekilde yaklaşık 3 hafta beklettim.
Filizlenmiş çekirdekleri görünce benden mutlusu yoktu :) Çiçekçiden toprak alarak karton bardaklara minik filizleri dikerek can sularını verdim :)
Kökler aşağı minik yapraklar yukarı :)
Bardakları cam balkonda güzel güneş alan bir yere yerleştirip, gün aşırı az az suladım.
Büyüdüler...
Onları büyük bir saksıya alma vakti gelmişti, bardakları keserek bir dikdörtgen saksıya yan yana diktim.
Gayet mutlu görünüyorlardı.
Tabi can sularını verdim.
Şu an birer filiz halini aldılar ve güzel güzel büyümeye devam ediyorlar.
Ama önümüz kış ve onları içeri almam gerekecek, Limon fidelerinin oldukça nazlı olduklarını okudum. Ama bu kışı atlatırsak seneye daha güçlü fidelerle gireceğiz. Çok çok keyifli, hayatın mucizelerinden birine tanıklık etmek isteyenler için denemeye kesinlikle değer :)))


14 Mayıs 2017

Uçan Çay Poşeti - Kola Mentos

Uçan Çay Poşeti
Deney için gereken malzemeler:
-Poşet çay
-Çakmak
-Makas
-Zeminin zarar görmemesi için tabak
Deneyin yapılışı:
Çay poşetinin iplik olan ucunu makasla kestik. Poşetin içindeki çayı boşalttık. Çay boşaldıktan sonra, poşeti iki ucu açık silindir bir boru haline getirdik. Silindir şeklindeki çay poşetini dik duracak şekilde çay tabağının üzerine koyduk. Daha sonra poşeti üst tarafından yaktık. Poşet neredeyse tamamen yandığında kalan kısım birden havalandı. Gerçekten çok heyecanlı bir an :)))

Açıklama:
Okul çağı çocuklarına sebebini açıkladık :) Kağıt boru yandıkça içindeki hava genişler ve yukarı doğru yükselir. Kağıt da yandıkça hafifler ve bir yerden sonra hava akımının kuvveti kağıdın ağırlığına üstün gelir. Bu aşamada kağıdın kalan kısmı yükselmeye başlar, aynı sıcak hava balonlarında olduğu gibi. 

Kola Mentos
Deney için gereken malzemeler:
-Mentos şeker(meyveli veya naneli) – 4 adet
-Diet Kola veya Zero– (1 lt yeterli)
-Kola kapağını delmek için bıçak
Deneyin yapılışı:
Kola şişesinin kapağına bıçakla artı şeklinde küçük bir kesi yaptık. 4 adet mentosu şişenin içine atarak hızla kapağı kapattık. Deneyi yaparken ortalık batmasın diye banyo küvetini tercih ettik :) Baya bir tazzikli, şişe bitene kadar süren fışkırmayı keyifle izledik.

Açıklama:
Bunu çocuklara açıklamak epey zor ben bile sebebini tam anlayamadım :) Ama kitabi bilgisi var: 
Sert ve delikli yüzeyi olan Mentos, diyet kola şişesinin içine atıldığında, su meloküllerinin çekim gücü yok oluyor ve hızla köpük oluşuyor. Mentos içindeki “Akasya sakızı” suyun yüzey gerilimini hızla düşürüyor. Yüzey geriliminin hızla düşmesine diyet koladaki tatlandırıcı madde aspartam, ekstra katkı yapınca, hızlı köpürme ve tazyikli fışkırma gerçekleşiyor.

İki deney de evde kolaylıkla yapılacak türden, denemediyseniz deneyin, özellikle uçan çay poşeti çok eğlenceli :)))


5 Mayıs 2017

Yeşil Mercimek Çimlendirme

Doğanın içindeki sonsuz mucizelerden biri de bir tohumun çimlenmesi. Artık yeşil mercimeklere bakışım değişti. Onlar içlerinde hayat ve büyüme potansiyeli barındıran birer canlı :) Sevgili Derya' da gördüm ilk olarak, sonra gözat dediği yere göz attım ve mikro herküllerle işte böyle tanıştım.
1-Bir bardak yeşil mercimeği güzelce yıkayıp temiz bir kavanozda tamamen suyun içerisinde 1,2 gün bekletiyoruz. Kavanozun kapağı yerine tülbent tipi bir geçirgen bez kapatıp lastikliyoruz.
2-Yavaştan filizlenmeye başlayınca artık kavanoza günde 2 kez su doldurup boşaltıyoruz. Bir çeşit sulama şeklinde düşünülebilir.
3-Bu şekilde 4,5 gün filizler istediğimiz boyuta gelene kadar sulama işlemine devam ediyoruz.

Çocuklar için de benim için de mercimek filizleri yetiştirmek farklı bir deneyimdi.
Ve sonuç :) 
Salatadan yemeklere, kısırdan çorbalara çiğ ya da haşlayarak her şekilde tüketilebilecek mikro herkülleriniz hazır. Faydaları ise saymakla bitmiyor. Buraya da göz atmanızı önerir, sağlıklı günler dilerim :) 




22 Ocak 2017

Evde Hologram Piramit

Tesadüfen denk gelip hayran kaldığım çok kolay bir deneyimi sizlerle paylaşmak istedim. Evde hologram görüntü oluşturabilmek için sadece bir cep telefonu, asetat kağıdı, bant ve makas gerekiyor. Aslında tabletler ile daha büyük görüntü elde edilebiliyormuş ama onun ölçüleri daha farklı biz cep telefonu için hologram piramidi yaptık.
Öncelikle 6 cm tabanı, 3,5 cm yüksekliği ve 1 cm tavanı olan bir kalıp hazırlıyoruz. Asetat kağıdından 4 adet bu kalıptan çıkarıyoruz ve bant ile birleştirerek piramit oluşturuyoruz. Yapımı gerçekten çok kolay ve oldukça kısa sürüyor. 
Ve telefonumuzda bir hologram videosu açıyoruz. Youtube da bir sürü video ile karşılaşacaksınız. Sonra piramidimizi dar kısmı görüntünün tam ortasına gelecek şekilde yerleştirip, videoyu başlatıyoruz. Işıkları kapatırsanız görüntü netleşecektir. Son kare videonun üstten görünüşü.

Başta ben olmak üzere bu görüntüyü çocuklarla epey bir hayran hayran izledik. Farklı videolar açarak hoş vakit geçirdik. Kah kelebekler uçurduk, kah havai fişek patlattık. Velhasıl güzel bir deneyimdi, hepinize tavsiye ederiz :)

14 Kasım 2015

çocuklar ve kurslar

Henüz ana okulundaydık kurslarla tanıştığımızda. Anne-baba olmanın ve çocuk üzerinden ego yaratmanın bu kurslarla bir ilişkisi var bence. O zamanlar tecrübesizdik, ne bilelim daha yolun başındaymışız.

Buz pateni akıllarına muhtemelen Calliou' dan gelmişti. 5 ve 3 yaşlarındaki iki çocuğu haftada iki gün buz pateni kursuna taşıma maceramız kısa sürdü. Özellikle çok sık hastalanmaları ve isteksizlikleri etkili olmuştu bırakmamızda.


Kreşteki jimnastik öğretmenleri eğitim için uygun bir yaş aralığında olduklarını söylüyordu. Onlar da çok seviyorlardı. Yılın sonlarına doğru bir jimnastik kursunda deneme dersi almaya gitmiştik bile. Bu deneyim uzun sürdü canım, neredeyse 6 ay kadar devam ettiler. Ancak bir üst düzeye geçip Elif zorlanmaya başlayınca kurs saatlerinde ağlamaya başladı. Zorla esnetiyorlar, canım acıyo ben gitmek istemiyorum, yüzmeye gitmek istiyorum diye. Büyük bir ikilem yaşadım orada. Elif' i ağlaya ağlaya kursa götürecek halim yoktu ancak Eren devam edebilirdi. Sanırım veli olarak biz de haftada iki gün onları götürüp getirmekten yorulmuştuk. Biraz ara verelim dedik, bıraktık.

Sonra kurssuz bir dönem başladı hayatımızda. Elif 1.sınıfa başladı. Sınıf arkadaşlarının çoğu kursa gidiyorlardı. İngilizce, bale, futbol, drama, gitar, karate yok yok kardeşim. Kendinden şüphe ediyor insan ya yavrum potansiyelini gerçekleştiremez de benim yüzümden geri kalırsa diye... Bu düşünceleri bertaraf ederek aile-arkadaş buluşmaları bisiklet-paten-top şeklinde güzel bir sene geçirdik. Sonra Eren başladı 1.sınıfa, kararımdan hoşnut kurssuz bir seneye daha hazırlanıyordum. Okulda yapılan bir satranç turnuvasında Elif 2.oldu. Ancak 1.olmak istiyordu ve 1.olan çocuk satranç kursuna gidiyordu.

Satranç kursu hayatımıza Ocak 2015 de girdi. En güzel yanları haftada bir gün oluşu, üst baş değiştirme derdi, terleme olmaması. Hatta hafif hastayken bile gidebiliyorlardı kursa. İkisini birden yazdırdık. Karı-koca onlar kurstayken biz de Kızılay' da gezdik, tozduk, yedik, içtik. Çocukları sonsuza kadar satranç kursuna gönderebilirdim, öyle memnundum yani. Neyse efendim yavaş yavaş turnuva heyecanları, madalya alma gururu başladı. Haziran' da kurs kapandı, Eylül' de görüşmek üzere vedalaşıldı. Bu arada bir üst düzeye geçtiler, haftada 1,5 saatten 3 saate çıktı kurs süresi. Elif' ten itirazlar gelmeye başladı. Ben kursta çok sıkılıyorum, bu sene gitmesem olmaz mı? Artık satrancı sevmiyorum, ödevlerimi yapmasam, sadece turnuvalara katılsam kursa gitmesem. Satranca ara verip voleybol kursuna gitsem anne?

Eren çok hevesli, çok istekliydi. Bu nedenle Elif ayrılsa bile onu kurstan almayı düşünmedim. Başka bir ikilem yaşadım. Elif' e satranç konusunda ısrar etmeli miyim? Belli bir düzeye gelmişti, bayan sporcu satrançta çok azdı, yetenekliydi ama çalışması gerekiyordu ve bu sadece istekle olabilirdi. Neyin doğru olduğuna kadar veremiyordum. Satranca devam mı, voleybola başlamak mı? Eeee dedim kardeşim kendi karar versin. Güzelce anlattım uzun uzun, eğrisini doğrusunu, önünü arkasını. Bir de düşünme süresi verdim. Hafta sonu kararını açıkladı. Bittabi kararı voleyboldu :)

Evimize yakın bir voleybol kursu araştırdık bu sene. Yalnız anlaşmamızı baştan yaptık. Bu senenin sonuna kadar devam etmesi şartıyla Ekim ayı başından beri Elif voleybol kursuna haftada iki gün olarak başladı. Şimdilik iyi gidiyor. Özellikle antrenman bitiminde trambolinde zıplamak onun için kursun en eğlenceli zamanı. 

Çocuklarımızı okul dışı aktivitelere yönlendirirken öncelikle onların isteklerinden yola çıkıyoruz. Ancak bu işin maddi-manevi bir maliyeti olduğunu da anlatıyoruz. Hiç bir branşta çalışma olmaksızın başarı elde edilemeyeceğini, bir dalda ilerledikçe çalışmanın da artacağını söylüyoruz. Yarım bırakılan faaliyetlerin boşa harcanan emek olduğunu özellikle Elif' e anlatmak konusunda zorlanıyoruz. O genellikle işin sadece eğlence kısmında her çiçekten bal almak istiyor. 

Bu sene hafta sonlarımız iptal. İkisi de cumartesi ve pazar günleri farklı yerlere gidiyorlar. Eren' i babası götürüyor, Elif' i ben. Elif' in kursu saat 3 ten 5' e kadar. Genellikle orada bekliyorum. Bazen bilgisayarımı götürüyorum, bazen kitap okuyorum, bazen de diğer velilerle sohbet ediyorum. 

Tam zamanlı çalışan ailelerde hafta sonları çocukları bu tip aktivitelere götürüp getirmenin yorgunluğu gerçekten fazla. Sosyal görüşmelere de zaman kalmıyor. Ama ne yapalım çıktık bu sene de böyle bir yola, sonumuz hayır olur umarım...

23 Aralık 2013

tuz buz deneyi

bu deneyi uzun süre tv de favori programımız olarak kalmaya devam edecek gibi görünen "arka bahçede bilim" de gördük. her mutfakta olabilecek malzemelerle yapıldığı için herkesin kolayca uygulayabileceği bir deney... işte gerekenler : tuz, buz, su, iplik.
buzları bardaklara koyuyoruz,
ipi buzun üzerine koyup, bolca tuz ekliyoruz ve bir-iki dakika bekliyoruz. tuz kısa bir süreliğine buzu eritiyor, sonra hızla tekrar donarken ip içine hapsoluyor.

ipi yavaşça kaldırırken buz da iple birlikte havaya kalkıyor... bir kaç başarısız denemeden sonra başarabildik. ipi kaldırmak için aceleci davranmamak gerekiyor.

gayet eğlenceli basit bir deney, tavsiye ederiz :)

23 Ekim 2012

olimpik akademi ile jimnastik

geçen sene jimnastik kursu araştırmalarımızda 4 yaşın alt sınır olduğunu öğrenmiştik. biz de eren için erken olması nedeniyle buz patenine yönelmiştik. buz pateni; ön hazırlık gerektirmesi (paten, eldiven, bere vb), soğuk ve ıslak bir ortamda olması (düşmeler sebebiyle), seans süresinin kısalığı (45dk) ve zor öğrenilmesi (en azından bizimkiler) nedeniyle bizde büyük bir motivasyon düşüklüğüne sebep olmuştu. zaten çocuklar da bir süre sonra devam etmeyi reddetmiş, biz de kursu yarıda bırakmıştık.
bu senenin başında elif' in kreş arkadaşının devam ettiği olimpik akademi jimnastik spor kulübünde bir deneme dersi yaptık. eve yakın oluşu bizim için büyük bir avantajdı, antrenörler çok ilgiliydi, ilk derste tüm çocuklara ismiyle hitap etmeye başlamışlardı. salon küçük ama aletler yönünden yetkindi. çalışmalar 1,5 saat kesintisiz, ciddiyet içerisinde ve orantılı bir disiplin uygulanarak geçiyordu. kesinlikle hiç bir çocuğu es geçmiyor, hiç bir hareketi görmezden gelmiyor, hiç bir detayı atlamıyorlardı. ders sonlarında yapılan eğlenceli yarışmalar ve oyunlar çocukları; pedagoji eğitimi almışcasına kurulan iletişimler beni oldukça etkiledi :)  
web sitelerini incelediğimde hiç bir başarının tesadüf olmadığını ve başarının anahtarının da disiplin olduğunu bir kez daha anladım. olimpik akademide ilk ayımızı tamamladık, benim tüm beklentilerime cevap veren, çocukların da devam etmekten keyif aldığı bir jimnastik kursumuz var artık.

11 Mart 2012

hafta sonunda

evde kolayca deneyebileceğimiz bir deney, bonibonlar renklerini suya vererek hoş bir görüntü oluşturuyorlar. burada gıda boyalarından bahsederek çocukları bu tarz şekerlemeleri yememeye ikna etmeye çalışmak da etkili olabilir.bu deneyi, selcenin blogunda görmüştüm :) çocuklar deney yapalım deyince de aklıma ilk gelen oldu... bardaklara kabartma tozu koyup, üzerine sirke ekliyoruz ve köpürüyor. tuz ve şeker ekleyeyerek de biraz deneyi geliştirdiler :)
çok istikrarlı olmasak da buzpatenine gitmeye çalışıyoruz haftasonları...
oldukça keyif alıyorlar buzda :)
hamur oynamayı hala çok seviyorlar. yine bloglardan birinde görmüştüm hatırlayamadım. kuruyan oyun hamurlarına su ekleyip bekletince eski elastikiyetine kavuşuyormuş. atmaktansa denemeye değer :)
nar tanelerini nazikçe yerinden çıkmaya ikna etmezsen her yere sıçrayarak senden intikam alıyorlar... ama sonuçtaki görüntü her şeye değer, bu kış çok nar yedik...
çarşamba günü tekrar yoğun kar geliyormuş ankara ya. bu haber moralimizi biraz bozsa da güzel bir hafta olacağına dair olumlu hisler içindeyim :)

18 Ekim 2011

bugünlerde...

deneyler kitabına ara ara devam ediyoruz. haftasonu yaptığımız ısınan hava yükselir prensibiyle çalışan ve kaloriferin üzerinde çılgınlar gibi dönen yılan bizi çok eğlendirdi.kesip helezonik yapıyı elde ettikten sonra, kafasından iğneyle iplik geçirdim...
haşhaşlı yaşpasta, favorilerimden :) internette sayısız tarifi var, haşhaşı aktarlardan temin edebiliyoruz.
soğuduktan sonra üzerine kremşanti de koyduk ama fotoğrafını çekmeyi unutmuşum, nefisti :)
sonbaharın son güneşli günlerinden biraz daha faydalanmak istedik ve çekinerek de olsa kızılay turuna karar verdik. elif ve eren in ilk metro deneyimi görülmeye değerdi.
arkasından yemek ve izmir caddesi :)
son olarak kuzenimiz duru nun ilk yaşını hepbirlikte kutladık...

zaman geçiyor, çocuklar hızla büyüyor... bunun ilk çağrışımı yaşlanmak olsa da kendimize daha fazla zaman ayırabiliyoruz. daha hızlı hareket edebiliyor daha özgür plan yapabiliyoruz. biberonlar, bebek bezleri, pusetler hayatımızdan çıktı, gezme çantalarımız iyice küçüldü. yemek ve uyku saatlerimiz sorun olmaktan çıkıp, günlük rutinin olağan parçaları haline geldi.

geriye dönüp baktığımda, çok yol almışız diyorum :)

11 Ekim 2011

mutfak deneyleri

elif, deneylerle bilim kitabından ilk olarak "görünmez mürekkep" i seçti. limona parmaklarını batıra batıra beyaz kağıda birer resim çizdiler. kağıtlar kuruduktan sonra sıcak ütüyle ütüledim.ütülendiğinde görünmez mürekkebin kahverengiye dönmesi gerekiyordu lakin bizimki ancak açık sarıya dönebildi :) bu deney sirkeyle de yapılabiliyormuş aklımızda bulunsun.
ikinci olarak "yıkılan kuleler". öncelikle kesme şekerden kule yaptılar. sonra tabaklara gıda boyası ile hazırladığım renkli sudan koyduk.
renkli suyun nasıl şekerlere tırmandığını ve kuleyi yıktığını gördük.
deney yapmayı ikisi de çok sevdiler ara ara kitabımızdan uygulama yapmaya karar verdik.