eylül vurdu kıyılarına ömrümün.
artık sabahlar daha serin, geceler de öyle.
öğlen sıcağına aldanıp, hırkasız çıkıyorum her seferinde...
üşütüyor esen sonbahar rüzgarları içimi.
tenimdeki yaz hatırası yanık izleri de silinmeye başladı.
hiç bitmeyecek sanıyor insan sarı sıcak, rehavetle geçen yaz günlerini. telaşsızca hazırlanmanın keyfini, uzun akşamlarda dost sohbetlerini, sabah uykularını, geç kahvaltıları... esneklik denizinde yüzüp, 'amaan tatildeyiz nasılsa' kulaçları atmayı; eğlence havlusuna sarılıp, mutluluk şezlonguna uzanmayı.
oysa ne kadar da yakın 'sabah nasıl kalkacağım' stresi ile uyuyup, alarm sesi ile uyandığımız günler. trafik ışıklarında beklemeler, evde yemek telaşı. yorgun bedenlerimiz, solgun gözlerimiz, bıkkın ruhlarımızla dolap beygirinden hallice yaşantılarımız.
eylül vurdu kıyılarına ömrümün.
sararmaya başlayacak gönül ağacımın yaprakları önce.
kalabalıklar arasında yalnızlığı arayacağım belki de...
parktaki güvercinlere atacağım son sevgi kırıntılarını.
zihnimdeki yalancı yazın hatıraları silinmeye başladı.
not:görsel pascal campion
not:görsel pascal campion
