Size bu satırları geçmişten yazıyorum. Birinizi ayağımda sallayıp, diğerine süt verirken. Kollarımda mışıl mışıl uyurken, halıda emeklerken, yeni alınan oyuncaklarınızı büyük bir merakla incelerken yazıyorum. Bunları okuyup anlayabilecek kadar büyüdüğünüzde dünya nasıl bir yer olacak bilmiyorum. Hangi sorunlarınız, hangi sevinçleriniz olacak; neleri önemseyip neleri boş vereceksiniz bilmiyorum.
Ama size, önemsediğim birkaç başlık bırakmak istiyorum.
Başlangıç
Belki bugünlerde en çok 'neden' diye soruyorsunuz. Neden ben? Neden bu aile, bu ülke, bu koşullar? Neden bazıları hayata birkaç adım önde başlarken benim yolum daha zorlu?
Bunları ben de çok düşünmüştüm. Sonra anladım ki hep yukarıya bakarak kendini eksik hissetmek de hep aşağıya bakarak kendini üstün hissetmek de bir yanılgı. Çünkü hayat, insanın dosdoğru kendi yoluna bakmasını istiyor. Ve kendi yolunuzda yürüdüğünüz zaman hayat daha anlamlı.
Kabulleniş
Dünyaya gelmek bir seçim değil; bir ihtimal, bir rastlantı, bir armağan. Siz seçmediniz. Ben seçmedim. Yeryüzündeki hiçbir canlı seçmedi. Ama başlangıç çizgisini seçememiş olmak, yolun geri kalanında hiçbir sözümüz olmadığı anlamına gelmiyor. Hayatın bize hangi parçaları vereceğini seçemeyiz ama onlarla ne yapacağımıza biz karar veririz. Bugün ihtimaller denizinden çıkıp, bütün haksızlıklarına ve zorluklarına rağmen hayata gelmiş olmaktan mutluyum. Hayat, bütün cevapları tek bir şıkta vermiyor. Ve sonsuz olasılıklar arasında yarının neler getireceğini kimse bilmiyor. Eminim dünya tüm koşullarda ve en beklemediğiniz anlarda size sürprizler yapmaya devam edecek.
Anne Olmak
Kuşkusuz yaşamak istediğim en büyülü deneyim anne olmaktı. Ancak sizi büyütürken ne yaptığımı her zaman bildiğimi sanmayın. Bilmiyordum, hâlâ bilmiyorum. Dünyaya çocuk getirme ehliyeti yoktu. Bir sınava girmedim. Bir sertifika almadım. Sizi dünyaya getirdim ve yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalıştım. En iyisi her zaman en doğrusu olmamış olabilir. Bazen çok katı oldum. Bazen gereğinden fazla hoşgörülü. Adaletli olmaya çalışırken sizi üzdüğüm oldu. Güçlü olun diye fazla yüklenmiş, özgüvenli olun diye fazla alan bırakmış olabilirim. Belki kişiliğiniz oluşsun diye tercihlerinizi gereğinden fazla önemsedim. Bilemiyorum, annelik hem baktıkça gururlanmak hem de düşündükçe hayıflanmak sanırım. Ancak bildiğim bir şey varsa o da sizi ne çok sevdiğim. Öyle çok öyle çok sevdim ki, çoğu zaman sizi izlerken yüreğim yatağından taştı, gözlerinden su olup aktı.
Hayat
Bulunduğunuz yaşlar hayatın en muhteşem dönemi diyemem. Geleceğiniz için de size gül bahçesi vadedemem. Kolay olmayacak. Tepsinizi devirecekler, bahçenizdeki çiçekleri ezecekler, aklınızla alay edecekler, emeğinizi çalacak, başarılarınızı görmezden gelecekler. İnanmaya can attığınız yalanlar söyleyecekler. Bazen sizi en çok sevdiğiz kişi incitecek. Bazen haklı olduğunuz hâlde kaybedeceksiniz. Bazen çok çalıştığınız hâlde başkası kazanacak. Yaptıkları haksızlıkları kâr zanneden sahtekârlar tanıyacaksınız. Hayat bazen sevdiklerinizi erken alacak. Çaresiz, güçsüz hissedeceksiniz.
Ancak tüm bu olumsuzluklar yaşanırken bile içinizde bir yerlerde daima bir kaç filiz büyümeye hazır bekleyecek. Suyu ve güneşi bulduğunda ise ondan fışkıran yapraklara, açan çiçeklere, mis kokulara, büyüyen meyvelerin lezzetine inanamayacaksınız. Ben bu güzellikleri hak edecek ne yaptım diye düşünecek, dünyada sizden daha mutlu bir insan olamayacağına emin olacaksınız. O zaman her gün gördüğünüz bir kedi, mevsimlerin geçişi, gün batımları, yağmurun sesi size olağanüstü güzellikte görünecek. Bu ayaklarınızı yerden kesen şey aşkla bağlı olduğunuz bir insan da olabilir, bir uğraşınız sonucu elde ettiğiniz bir başarı da. İsteğiniz, uğraşınız, çabanız, emeğiniz ne kadar güçlü olursa mutluluğunuz da o oranda büyük olacak. Mutluluk çoğu zaman bize sunulmaz, kişisel mücadelelerle emek vererek büyütürüz onu.
İçinizdeki Pusula
Hayatta başarı dedikleri şeyin, kariyer ve servetle ölçülemediğini fark etmem uzun yıllarımı aldı. Ne kadar başarılı olduğunuz nasıl bir insan olduğunuz ile ilgili aslında. Hayat size kolay olanla doğru olan arasında seçimler yaptıracak. Kimsenin görmediği zamanlarda verdiğiniz kararlar, size kim olduğunuzu söyleyecek. Ve günün sonunda kendini en başarılı hissedenler başarı uğruna karakterinden vazgeçmemiş olanlar olacak.
Bazen kalabalıkların gittiği yönde yürümek size çok konforlu hissettirecek. Bazen de hep bir ağızdan aynı şeyi söylediklerinde onlara inanmak isteyeceksiniz. Ancak unutmayın: Kalabalıklar daima doğruyu söylemez; çoğunluk her zaman haklı değildir. Bazen gerçekler, kimsenin bakmadığı yönde ve dile getirmediği sözcüklerde gizlenir.
Hiç kimse mükemmel değil. Hata da yapacaksınız. Bazen korkak, bazen bencil, bazen öfkeli davranacaksınız. İnsan olmak budur zaten. Ama yanlış yaptığınızda bunu fark edecek kadar vicdanınız, özür dileyecek kadar onurunuz, değişecek kadar cesaretiniz olsun. En zoru insanın kendisine olan mahcubiyetidir. Öz saygınızı hiç kaybetmeyin.
Zaman
Şimdi zamanın akışı size yavaş geliyor olabilir. Sonra nasıl birden hızlandığına inanamayacaksınız. Üniversite, ilk iş, aşklar, ayrılıklar, gündelik telaşlar derken bir bakacaksınız, yıllar avuçlarınızdan sessizce geçip gitmiş. Hayatı ve yapmak istediklerinizi ertelemeyin. Ve ekranın içindeki dünyanın gerçek dünya olmadığına emin olun. Ekran size güneşin sıcaklığını, rüzgarın serinliğini veremez. Hiçbir görüntülü konuşma bir insanın yüzüne bakmanın yerini tutamaz. Bir masada saatlerce oturup konuşmanın, birlikte susmanın, yağmurda birlikte ıslanmanın, birinin elini gerçekten tutmanın. Çünkü hayatın en değerli anları çoğu zaman kaydedilmez. Fotoğrafı çekilmez, paylaşılmaz, beğeni almaz. Sadece yaşanır. Ve yıllar sonra bile hissettirdikleri hiçbir ekran görüntüsünün veremeyeceği kadar canlıdır.
Bir soğuk Şubat günü kar tanelerinden daha güzel bir şey düştü kucağıma. Sonraki sonbaharda Eylül ayında sarı bir yaprak izledi onu. Heyecan verici, merak uyandıran, hayranlık ve sevgi dolu mucizelerim ard arda geldiler. Günler geceler birbirine eklendi. Kreş mezuniyetini, ilkokul, ortaokul ve lise mezuniyetleri izledi. Büyüdünüz, ben de sizinle birlikte büyüdüm.
Bugün durduğum yerden birlikte kattettiğimiz onca yola baktığımda, artık ellerinizi bırakmam ve bundan sonrasını yalnızca izlemem gerektiğini görebiliyorum. Size hayatın kıyısında bekleyip, seyretmek yerine onunla karışacağınız bir yaşam diliyorum. Hayata karışın, sevin, merak edin, hata yapın, düşün, kalkın, yanılın, baştan başlayın. Kaybedin ama yeniden deneyin. Verdiğiniz kararların sonuçlarının sorumluluğunu daima üstlenin. İsteklerinizin, inançlarınızın, tutkularınızın peşinden gidin.
Yıllar sonra bir gün geriye dönüp baktığınızda görmek isteyeceğiniz şey; ne kadar gerçek, ne kadar derin ve ne kadar keyifli yaşadığınız olacak.
Bir gün yorulursanız, yolunuzu şaşırırsanız, kendinizi yalnız hissederseniz dönüp ardınıza bakın.
Çünkü ben orada olacağım.
Yaaaa yine harika yazmışsın
YanıtlaSil