14 Ocak 2026

Josef Bieder'in Yıldızının Parladığı An (Aksesuarcı) - İstanbul DT

Büyük Oyunu
2 Perde - 1 saat 30 dakika
Yazan Eberhard Streul
Çeviren Yücel Erten
Yöneten Ali İpin
OYUNCULAR:
Josef Bieder Murat Karasu
İdare Müdürü Özge Özdemir / Duygu Başkaya
OYUNUN KONUSU
Josef Bieder, mesleğine aşık bir aksesuarcı. Bir akşam iptal olan temsil saatinde, ertesi günkü provanın aksesuarlarını hazırlamak üzere sahneye girer. Dilinde bir şarkı, elinde aksesuarları işine koyulacakken, salonda temsilin iptal olduğundan habersiz oturan seyirciyi fark eder. Olacak şey değil. Durumu kurtarmak adına birkaç cümle kursa da pürüz hemen çözülecek gibi değildir. İdare durumdan haberdar olana kadar onları hoş tutmaya çalışır. Mesleğinin incelikleri, sanata olan aşkı, sanatçılara olan bakışı, hayalleri, umutları ve yerine getirilememiş arzuları üzerine bir sohbet başlar. Josef Bieder, yıllar sonra şans eseri “seyircisini” bulmuş ve mesleğine duyduğu aşk ve heyecanla tüm maharetlerini ortaya döker. Artık sahnede gördüğümüz bir aksesuarcı değil, on parmağında on marifet bir sanat aşığıdır. Tüm egosantirik tutumları ve kendini beğenmişlikleriyle...

Temsili 13 Ocak 2026 Salı akşamı Küçük Tiyatro' da izledim. Murat Karasu her ne kadar oyunun iptal olduğunu söylese de kimse koltuğundan kalkıp salonu terk etmeyince O da ne yapsın bize biraz mesleğini anlattı biraz hoş beş ettik :)  

Deneyimli oyuncu Murat Karasu' nun tek kişilik performansı zaman zaman izleyici ile sohbet, bazen de kendi yeteneklerini sergilediği bir gösteri havasında ama hep samimiyet içerisinde, doğallıkla aktı. 

Dekor ile aksesuar arasındaki farkları; sahnede dekorcunun, aksesuarcının, ışıkçının, idare memurunun, rejisörün, genel sanat yönetmeninin görevlerini izleyiciye aktardı. Mesleği ile ilgili detayları verirken işini çok sevdiği belli oluyordu. Konu konuyu açtı anılarını anlattı. E tabi biraz da dedikodu :) Oyuncuların da kulislerde izleyicilerin dedikodusunu yaptığını duyunca epey şaşırdık. Bir buçuk saat nasıl geçti anlamadık.

İdare memuruna en nihayetinde ulaştığında ise hepimizi tatsız bir sarı zarf sürprizi bekliyordu.

Ben oyunu çok sevdim. Çok şey öğrendim hem de eğlendim.

Gitmek isteyen herkesin gönül rahatlığı ile bilet alabileceği hafif metinli, eğlenceli bir İstanbul Oyunu.

İyi seyirler efendim :)

8 Ocak 2026

Faust - Ankara DT

Büyük Oyunu - 2 Perde - 3 saat 5 dakika
Yazan Johann Wolfgang Von Goethe
Çeviren Zehra Aksu Yılmazer
Uyarlayan Ali Berktay
Rejisör Ayşe Emel Mesci
OYUNCULAR:
1.Perde
Goethe Nihat Hakan Güney
Faust Emre Başer
Yeryüzü Ruhu Aleyna Güreli
Wagner Eray Eserol
Mefisto Sükun Işıtan
Meyhaneci Sebilay Yoldaş Algın
Garson Alpay Kemal Atalan
Üniversite Öğrencileri Anıl Çetinkaya, Aykan Kumru, Behice Şafak Ermiş, Demet Kızılay, Emir Ali Tercan, İlayda Şallı Vural, Yunus Emre Doğan
Maymun Cinleri Aleyna Güreli, Barbaros Efe Türkay, Berivan Dilan Şen, Berfin Batır, Berk Baykut, Ceren Altundaşar Akyüz, Elif Demir, Nazlı İnan
Aynadaki Kadın Sevtap Aktekin
Cadı Seda Oksal Elsaid
Margarete (Gretchen) Berfin Batır
Marthe Meltem Keskin Bayur
Valentin Emir Ali Tercan
Kötü Ruh Nazlı İnan
Koro Aleyna Güreli, Demet Kızılay, Elif Demir, Sevtap Aktekin

2.Perde
Ariel Berfin Batır
Doğa Perileri Aleyna Güreli, Berivan Dilan Şen, Elif Demir, Nazlı İnan, Sevtap Aktekin
İmparator Nihat Hakan Güney
Şansölye Eray Eserol
Başkumandan Alpay Kemal Atalan
Hazinedar Berk Baykut
Astrolog Barbaros Efe Türkay
Saraylılar Aleyna Güreli, Anıl Çetinkaya, Aykan Kumru, B. Şafak Ermiş, Ceren Altundaşar Akyüz, Demet Kızılay, Emir Ali Tercan, İlayda Şallı Vural, Nazlı İnan, Sebilay Yoldaş Algın, Yunus Emre Doğan
Raufebold Yunus Emre Doğan
Habebald Anıl Çetinkaya
Haltefest Emir Ali Tercan
Haberci Berk Baykut
Askerler Aleyna Güreli, Aykan Kumru, Barbaros Efe Türkay, Behice Şafak Ermiş, Elif Demir, Nazlı Demir, Sevtap Aktekin
Gezgin Meltem Keskin Bayur
Baukis Seda Oksal Elsaid
Phileman Eray Eserol
Kule Gözcüsü Lynkeus Barbaros Efe Türkay
Liman İşçileri Anıl Çetinkaya, Aykan Kumru, Behice Şafak Ermiş, Ceren Altundaşar Akyüz, Emir Ali Tercan, İlayda Şallı Vural, Sebilay Yoldaş Algın, Yunus Emre Doğan
Yoksulluk Nazlı İnan
Borç Aleyna Güreli
Zaruret Berivan Dilan Şen
Endişe Demet KızılayLemurlar Anıl Çetinkaya, Aykan Kumru, Behice Şafak Ermiş Berk Baykut, Berfin Batır, Ceren Altundaşar Akyüz, Elif Demir, Emir Ali Tercan, İlayda Şallı Vural, Sebilay Yoldaş, Sevtap Aktekin, Yunus Emre Doğan

OYUNUN KONUSU: Goethe’ye tüm yaşamı boyunca eşlik eden, onun zihnini sürekli meşgul eden bu oyun aynı zamanda yazarın hayatının çeşitli süreçlerini, bu süreçlerde öne çıkan soruları yansıtan bir ayna gibidir. Aslında Goethe’nin soruları sadece belirli bir çağla, belirli bir dünya görüşüyle sınırlı kalmamakta, tarihsel bağlamı içinde ele alınan insanlığın temel varoluşsal sorunlarını gündeme taşımaktadır. Sanayi Devrimi’nin getirdiği büyük dönüşümün sonucu olan geçiş dönemi insanının, özellikle de aydınının parçalanmış ruhunu yansıtan Faust, bu yapısıyla farklı geçiş dönemlerine ve parçalanmışlıklara da ışık tutmaktadır. Ayşe Emel Mesci’nin total tiyatro anlayışıyla sahneye koyduğu Faust, bize geçmişe değil günümüze dair yakıcı sorular soruyor.

Goethe on sekiz yaşında yazmaya başladığı bu oyunu, 1806' de Faust I ve 1832' de Faust II adıyla iki büyük bölüm halinde yazarak seksen üç yaşında ölümünden kısa bir süre önce bitirebilmiş.
Faust' u 6 Ocak 2026 Salı akşamı Küçük Tiyatro' da izledim. 
İlk perdenin hem kurgusal, hem görsel, hem de tiyatral anlamda olağanüstü güzellikte olduğunu söyleyebilirim. Sanatsal anlamda oldukça tatmin ediciydi. Faust I kısmının ilk perde olduğunu düşünüyorum.
İkinci perde için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Süre uzadıkça ve tempo düştükçe zamanın yavaşladığını hissetim. Sanıyorum bu kısım Faust II kısmıydı. İlk bölümden biraz kopuktu.
Bazen kendimi film izliyor gibi hissettim, zamansal gerçeklikten uzaklaşıp, kendimi bir masal dünyasında buldum. 
Şiirsel metinlere bayılıyorum.  Emre Başer tiradlarında çok başarılıydı. Rolünü olağanüstü bir performans ile gerçekleştirdi.
Sükun Işıtan, Mefisto karakteri ile unutulmazdı. Çok aktif çok hareketli bir rolün üstesinden ustalıkla gelmişti, bayıldım.
Kostümler harikaydı. Çok fazla farklı sahne ve kostüm tasarımı vardı.
Oyun ara ile birlikte 3 saat sürdü. Ben bütünsel olarak çok beğendim Ankara' lı tiyatro severlere kaçırmamalarını kesinlikle öneririm. Sadece ikinci perdede  biraz konsantrasyon kayıpları olabilir.
Ankara Devlet Tiyatrosu harika bir yapıma imza atmış, tebrik ediyorum. Bir küçük not olarak sahnede dekor olarak kullanılan market arabası ve yük taşımada kullanılan araba ortaçağdan beni günümüze hızlıca taşıdı, gözümü rahatsız etti, bunu söylemek istedim. 
Yine yine yeniden tiyatro merhaba diyorum:)

5 Ocak 2026

Hâlâ Güzelliğini Kalbimde Taşıyorum

Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım...

Bak bir yıl daha tarihin kimsesizliğinde silik hatıralar uçurumuna düşmekte. Bu düşüşler eskiden de mi böyle sessiz sedasızdı yoksa yeni yıla yalnız başına girenler mi duyamıyor o şımarık sevinç nidalarını, ışıltılı kentin coşkulu, renkli yeni yıl ruhunu?

İçimde yanan küçük küçük ateşler var benim. Hepsi küçük ama çok fazlalar. Ellerimle tek tek söndürmeye çalışıyorum, birisini söndürsem ikisi harlanıyor. Duygularımı kalkan yaptım, duygularımla kendimi savunuyorum ama iddia makamında mantığım var, ateş püskürüyor bana, bir sürü kanıtlar dosya dosya, sayfa sayfa hepsi aleyhimde. Haksızım, suçluyum. Küçük küçük ateşler büyüyorlar içimde, tüm benliğimi sarıyorlar, duygularımın sesi çıtırdayan alevlerin arasında duyulmaz oluyor. Alevlerin içinde duygularıma ulaşmaya çalıyorum. Ellerim yanıyor... Hayat çıplak elle tutulamayacak kadar can yakıcı.

Kara sisli ağır bir kömür kokusu, is, duman kaplıyor ortalığı. Dumanı tüten bir enkazım şimdi. Kimseden korkmuyorum artık. Hüzünden ve koyu bulutlardan yapılmış birine kim zarar verebilir. Hüznüm, acılarım dışarıdan anlaşılmasın diye makyaj yapıyorum. Kahkahadan fondötenler, gülümsemelerden rimeller. Kimse göremez yaralarımı, örtmek için hepsini alaycı espriler, üstten bakan küçümseyici dudak büküşler. Güçlü insan kalkanları ardına saklanan enkaz yığınları...

Bulutlar geçiyor üzerimden. Martılar tüm çığlıklarıyla, gökyüzü sonsuz, mavi beyaz bulutlarıyla, dünya dönüyor. Ben hep duruyorum. İnsan nehirleri akıyor, telefonumdan komik videolar gösteriyorum onlara. Gün batımları kıpkırmızı, alev alev... Hayır yanılıyorsunuz batan güneş değil neden anlamıyorsunuz. Güneş sabit olan, batan biziz aslında.

Her anını eksiksiz, dün gibi hatırlarım...

Bir yandan kendini sakınmaya çalışırken bir yandan merakına yenik düşüp, ateşe uçan pervaneler gibiydim. Onunla birlikteyken saniyeler hep birlikte kendini uçurumdan aşağı bırakıyordu. Çok mutluydum, onu çok seviyordum. Gözlerinin hastasıydım, dudaklarına boş değildim, kirpikleri ile flört halindeydim. Beyaz bayrakları çekip aşka teslim olmuştum. Ondan başka bir şeye ne arzum ne de hevesim vardı.

Ben hâlâ o günleri anarsam yaşıyorum, sanki mutluluğumuz geri gelecek gibi..

Evrimle doğa değişmiş, devrimle toplumlar gelişmiş, gidişin ile ben dağılmıştım. Giderken söylediğin sözlerin, dürüstlük uğruna işlenen bir cinayet gibi. Ayrılığa dair kelimelerin hasar gücü yükseltilmiş, uçları sivriltilmiş, konuştukça göğsüme saplanan acımasız oklar gibi. Her şeyin hesapsızca tüketildiği bu çağda aşkımız çok uzaktan gelen eşitlik, özgürlük, adalet sloganları gibi...

Sen de biten yılın ardından akşam kızıllığında sakin denize açılan küçük bir teknenin bıraktığı izler gibi gittikçe yok oluyorsun. 

29 Aralık 2025

Sonbahara Son Güller- İstanbul DT

SONBAHARA SON GÜLLER - İSTANBUL DT
Büyük Oyunu 13+
2 Perde - 2 saat 20 dakika - Yazan & Yöneten Özen Yula
OYUNUN KONUSU:  1980 yılının en karışık günlerinde, Gaziantep’in Ferah Saz’ında beş kadın şarkıcı sıradan bir geceye hazırlanmaktadır. Fasıl şarkıları, gazinonun renkleri güzel bir eylül gecesi vaat eder insanlara. Ancak o gece, gazinodaki herkesin hayatında bir dönüm noktası olacaktır.
Bazen hayatın bir yerinde büyük bir boşlukta bulur insan kendisini. İşte o boşluk bir nihaventte hayat bulur bu kez.
“Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.”
Şıkır şıkır, fıkır fıkır, rengârenk şarkılarla ve türkülerle yeni bir tarih de yazılır elbet!

OYUNCULAR:
Fitnat Tanrıöver Gözen Müftüoğlu / Ayça Güngör Aşık
Osman Germen Mehmet Emrah Hamşioğlu
Feyruz Simten Nazlı Uğurtaş
Hamdi Bey Eren Özyalçın
Sunucu Ercü Rami Çakır
Seniha Örnekses Türkü Deyiş Çınar
Cemile Telliturna Merve Çağla Kuru
Lebibe Seyran Damla Polat
Mübeccel Germen Asena Hotamış
Ali Tercan Muhammed Yıldız
Asım Sercan Er



Oyunu 10 Aralık Çarşamba günü Şinasi Sahnesinde izledim.

Sadece arşiv için yorum tek cümle, İstanbul Devlet Tiyatrosu yine bir harika :)

4 Aralık 2025

Berlin Berlin (Duvarın Gölgesinde Bir Komedi) - Sivas DT

BERLİN BERLİN (DUVARIN GÖLGESİNDE BİR KOMEDİ) 
SİVAS DT Büyük Oyunu
2 Perde - 2 saat 10 dakika
Yazan Patrick Haudecœur & Gérald Sibleyras
Çeviren Ebru Kara - Yöneten Tayfun Güneyer
OYUNCULAR:
Werner Hofmann M. İnanç Keteci
Emma Keller F. Kardelen Göktaş
Ludwig Abdulsamet Sünbül
Birgit Hofmann / Hildegarde Elif Yalçın
Hans Serkan Yanar
General Munz Burak Fındıkcı
Komutan Neptün İsmail Tütüncü
Ajan 1 Samet Evsen - Ajan 2 Furkan Burak Işıkdemir
Şoför / Mahkum Belgin Ünlü
Alman Gençler İsmail Tütüncü, Furkan Burak Işıkdemir, Samet Evsen, Belgin Ünlü, Semiha Gürlevük - 
Dış Ses Mesut Turan
OYUNUN KONUSU
“Berlin Berlin”, Soğuk Savaş yıllarının en son döneminde, Berlin Duvarı’nın Doğu Almanya tarafının gölgesinde geçen müthiş komik talihsizliklerle dolu bir kaçış hikayesi.
Emma ve Ludwig, Berlin’in Doğu tarafında yaşayan yeni evli ve idealist genç bir çifttir. Doğu Almanya’nın baskıcı komünist düzeninden bıkmış olan kahramanlarımız, kapitalist dünyayı temsil eden Batı tarafına geçerek hayatlarını özgürce yaşamanın hayalini kurmaktadırlar. Emma, Berlin Duvarı’nın dibindeki bir evde yaşayan yaşlı ve yatalak hasta bir kadına bakmak için işe girer. Ama asıl plan, evin salonundaki gizli kapıyı bulup, evin altındaki gizli mahzene inmek ve Berlin Duvarı’nın altından geçen gizli tünelleri kullanarak Batı Berlin’e kaçmaktır.

Oyunu 2 Aralık Salı günü Cüneyt Gökçer Sahnesinde izledim.






Sadece arşiv için yorumsuz. 

Gökyüzü - Ankara DT

GÖKYÜZÜ - ANKARA DT
Büyük Oyunu  2 Perde -
Yazan Lucy Kirkwood
Çeviren Özden Gököz Gürbüz - Yöneten Filiz Alpgezmen
OYUNCULAR:
Sally Poppy Elif Kaman
Elizabeth Luke Feray Darıcı
Charlotte Cary Dilara Keyf Günüç
Emma Jenkins Didem Özkavukçu Aygün
Ann(e) Lavander Başak Anat
Judith Brewer Keiko Belir Yarar
Sarah Hollis Özlem Gündoğdu
Sarah Smith Alev Buharalı
Kitty Givens Merve Gül
Helen Ludlow Orkide Çivicioğlu
Hannah Rusted Cansu Arslan
Mary Middleton Çisel Ocak Kara
Peg Carter Neslişah Yılmaz
Katy / Lady Wax Melek Yağmur Güler
Fred / Coombes / Doktor Willis Tansel Aytekin
Yargıç (Ses) Ahmet Sezen
Gölgeler / Lady Wax’ın Yardımcısı Ahmet Sezen

Halley Kuyruklu Yıldızı dünyaya yaklaşırken, bir kasabada varlıklı bir ailenin küçük kızı öldürülür. Suçlanan çiftin erkeği idam edilir; genç kadın ise hamile olduğunu söyleyerek cezadan kurtulmaya çalışır. Gerçeği öğrenmek için 12 kadından oluşan bir jüri toplanır. Kadınlar, genç kadının kaderini belirlemeye çalışırken birbirleriyle çatışır, kardeş olur, düşmanlaşır ve kadınlık hallerini sorgular. Kahkahalar arasında patlayan öfkeler, gözyaşlarıyla açılan sırlar her birini dönüştürür. Kadınlar arasında derin bağlar ve çatışmalar üzerinden zamansız ve sarsıcı bir hikâye anlatılır.

Oyunu 22 Mart Cumartesi günü Şinasi Sahnesinde izledim.




Sadece arşiv için yorumsuz. 

Genç W.’nin Yeni Acıları - Ankara DT

GENÇ W.’NİN YENİ ACILARI - ANKARA DT
Büyük Oyunu
1 Perde - 1 saat 30 dakika
Yazan Ulrich Plenzdorf
Çeviren Nuran Özyer
Oyunlaştıran M. Cem Emüler
Yöneten Birkan Görgün
OYUNCULAR:
Werther / Edgar Gökhan Kutum
Lotte / Charlie Berrak Atlı
OYUNUN KONUSU
Genç ressam Edgar, Goethe’nin yazdığı Genç Werther'in Acıları adlı kitabı okur ve kitaptan çok etkilenir. Başlangıçta sadece basit bir etkilenme olarak görülse de bu durum zamanla Edgar’ın Werther’e dönüşmesine, Werther gibi davranmasına neden olur. Çift kişilik bunalımına giren Edgar, derme çatma bir kulübede geçmişini sorgular. Bir karar vermesi gerekmektedir. Werther’in yolunu mu izleyecek yoksa Edgar olarak yaşadığı acıların üstesinden gelmek için mücadeleye devam mı edecek?

15 Mart Cumartesi günü İrfan Şahinbaş Sahnesinde izledim.






Sadece arşiv için yorumsuz. 

Devlet Ana - Ankara DT

DEVLET ANA - ANKARA DT
Büyük Oyunu - 2 Perde - 2 saat 35 dakika
Yazan Kemal Tahir - Oyunlaştıran Osman Özkan
Rejisör Ayşe Emel Mesci
OYUNCULAR:
Notüs Gladyüs Ümit Atalay
Mavro Özgür Deniz Kaya
Liya Ezel Erkman
Kel Derviş Tunç Yıldırım
Pir Elvan Muhammed Gence Çaydaşi
Yunus Emre / Deli Balta Nejat Armutçu
Keşiş Benito Sercan Çelik
Uranha Özgür Cengiz
Ertuğrul Bey Fuat Çiğiltepe
Osman Bey Kutay Sungar
Orhan Bey Ege Eğerci, Ahmet Kılıç
Bacıbey / Devlet Ana Mehtap Öztepe
Kerim Çelebi / Can Barış Dizer
Dündar Bey Özgür Cengiz
Daskalos Çağrı Turan
Akçakoca Nusret Şenay - Ahi Nakibi Hasan Çelebi Yaseri Şahbudak
Kamagan Derviş Halil İbrahim Begit - Filatyos Oğuz İnce
Ermeni Toros Cihan Korkmaz - Kaplan Çavuş Cihan Kaymak - Aslıhan Begüm Sarp
Balkız Burcu Kahyaoğlu - Köse Mihal Anıl Eroğul - Alişar Bey Cihan Korkmaz
Lotus (Nilüfer) Nurefşan Binici - Şeyh Edebali Mehmet Tahir Sertakan - Yanaki Anıl Eroğul
Haberci / Köylü İrfan Atav - Pervane Subaşı Buğrahan Gülbek
1. Kadın Başak Güleç Gökalp - 2. Kadın Ekin Yeşer - 3. Kadın Sinem Sezgi
Ağıtçı Kadın Arzov Kurbani - Dervişler Talip Oğuzhan Yıldız, Buğrahan Gülbek, Murat Can Bideci
Bacıyan-ı Rum Petek Ocakçı, Furkan Çelebi Güllü, Aylin Akın, Yağmur Savaşkan
Alperenler Sercan Çelik, İrfan Atav, Halil İbrahim Begit, Anıl Eroğul, Murat Can Bideci, Buğrahan
Gülbek, Talip Oğuzhan Yıldız


OYUNUN KONUSU: “Anayurdumuzdan koparıp kattılar önlerine bizi düşmanlar... İki yüzyıl önce, sırtımızı kargı demirleriyle dürtüp başımızın üstünde keskin kılıçlarını çevirerekten, bizi göçmen, göçebe ettiler, kova kova getirip sıkıştırdılar buraya... Ülkede kıyamet koptu, devlet yıkıldı. Millet can derdine düştü, sol elden sağ ele destek kalmadı. Bir yerde direnmekteyiz ki, tekerlendik mi gideceğimiz, cehennemin dibidir.”
Yıl 1290… Bugünkü Marmara Bölgesi’nin, o günkü Bitinya’nın güneydoğusunda küçük bir uç beyliği… Üç yanı batakla çevrili. O kaosun içinden önce bir devlet ve sonra bir cihan imparatorluğu doğacak. Ama oyunumuzun zamanında henüz hiçbir şey belli değil. Bir cinayet öyküsü ve Osmanlı beyliğinin adım adım devletleşmeye doğru evrilen sancılı süreci iç içe geçiyor.Ödüller:
49. İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri 2023
Seçici Kurul Özel Ödülü: "Devlet Ana"
Hayati Asılyazıcı Özel Ödülü: "Ayşe Emel Mesci"







Sadece arşiv için yorumsuz. 
Muhtemelen Mart 2025 de izlemiştim.

7 Mart 2025

Işıltılı Haşerat - İstanbul DT

IŞILTILI HAŞERAT - İSTANBUL DT
Büyük Oyunu - 1 Perde - 1 saat 15 dakika
Yazan Philip Ridley
Çeviren H. Can Utku
Yöneten Emre Basalak
OYUNCULAR:
Jill Zeynep Mataracı Bektaş
Ollie Tunca Soysal
Bayan Dee Ecesu Sevindik
Topal Kadın / Brandy / Yana / Miriam Zeynep Sönmez
Evsiz / Mitch / Larry Ali Ertekin
Kay / Jonathan Seyithan Tokkarabudak
Evsiz / Navneet / Tristan Nuri Cabaroğlu
Evsiz / İvan / Ted Sertaç Korkmaz
OYUNUN KONUSU: Ollie ve Jill, küçük evlerinde güçlük içinde yaşayan ve yeni doğacak çocukları için iyi bir gelecek planlayan bir çifttir. Bir gün gelen bir mektup ile tek bir kuruş ödemeden ev sahibi olacaklarının haberini alırlar. “Rüya evlerinin”. Ancak evin bir sürü eksiği vardır ve bu eksiği hiç tahmin etmeyecekleri bir şekilde tamamlayacaklardır. Yani tüm haşerattan kurtularak. Doyumsuzluğu ve tüketim kültürünü seyirciyle yüzleştiren bu oyun size çok basit bir soru soruyor. Siz olsaydınız ne yapardınız?

Oyunu 3 Şubat akşamı CSO Ada Ankara Ana Salon' da izledim. Öncellikle belirtmeliyim ki Ankara izleyicisi bu salon seçiminden memnun kalmadı. Yetmiş beş dakika süresince, izleyici ile oyuncuların duyusal temaslarına izin vermeyen, bizleri sanki gizli gizli tiyatro izliyormuş gibi hissettiren, akustiği nedeni ile repliklerin çoğunun uçuşup yok olduğu bu salonda tiyatro olmaması gerektiğini hep birlikte deneyimledik.
Yazarımız Philip Ridley; 1964 yılında Londra'nın Doğu Yakası'ndaki Bethnal Green' de doğmuş. Saint Martin's Sanat Okulu'nda resim okumuş ve eserleri Avrupa ve Japonya'nın her yerinde sergilenmiş. Eğitimini resim dalında görmüş olsa da resim, fotoğraf, edebiyat, sinema, müzik, tiyatro ile uğraşmış.
Suratına tiyatro ya da yüze vurumcu tiyatro (in-yer-face theatre) akımının öncüleri arasında yer almış. Bu akım, 1990' larda Birleşik Krallık' taki tiyatro yazarlığında ortaya çıkan şiddet, cinsellik, uyuşturucu, cinayet gibi ögeler içeren oyunlar yazma eğilimine verilmiş isimmiş. Işıltılı Haşerat oyunu da bu türün örnekleri arasında yer alıyor.

Ollie ve Jill yoksul bir mahallede yaşayan genç bir çift. Jill hamile ve ailelerine yeni katılacak bebekleri için daha iyi koşullarda daha iyi bir evde yaşamak istiyor. Bir gün beklenmedik bir emlak şirketi kendilerine ücretsiz, müstakil bir eve sahip olabilmeleri için bir fırsat sunuyor. Onlardan tek beklenen az bilinen o muhitin daha tanınır ve cazip olabilmesi için kendilerine verilen evi güzelleştirmeleri, böylece çevresindeki diğer konutların fiyatlarının artması. Bu teklifi kabul ederek eve taşınan Ollie ve Jill sıcak suyun olmadığı, ısınmayan neredeyse oturulmayacak kadar kötü durumdaki evi nasıl yenileyeceklerini planlamaya başlıyorlar. Ve sonrasında yüze vurumcu tiyatro başlıyor. Eve giren bir evsizi hırsız sanarak mutfakta yanlışlıkla öldürmeleri sonucunda eski püskü mutfakları gerçeküstü bir şekilde kataloglarda gördükleri mutfağa dönüşüyor. Bunun tesadüf olmadığını ve işledikleri cinayetle bağıntılı olduğunu keşfettiklerinde ise her gün yeni bir evsizi evlerinin farklı alanlarında katlederek hayallerindeki eve kavuşuyorlar.
Kavuşuyorlar ve bitiyor demeyi isterdim ancak yenileme istekleri hiç bitmiyor. Bir süre sonra bu ahlak dışı, yasa dışı, karanlık durumu öyle normalleştiriyorlar ki dekorunu değiştirmek istedikleri evleri için zavallı, evsiz, yoksul, kimsesiz kurbanları kandırıp evlerine getirip, öldürmeye başlıyorlar.

Oyun kurgusal olarak bir günah çıkarma merasimini andırıyor. Ollie ve Jill başlarından geçenleri ve neler yaptıklarını izleyiciye anlatarak kabul görmeyi, anlaşılmayı bekliyorlar. Oyunda tarihte başlarda günah çıkarmanın papazın önünde değil, toplumun huzurunda yapıldığı ve diğer insanlarca yapılanlar anlaşılabilirse, kişilerin bağışlanabileceklerine dair bir anlatı hatırlıyorum.

Yazarımız Ridley, tüketim tutkusu ve doyumsuzluğun sınırsızlığını vurgularken; bu uğurda insani değerlerin nasıl kaybedildiğini, insanlık dışı bu durumun nasıl normal, meşru ve sıradan bir hale gelebileceğini başarılı bir şekilde aktarıyor.
Emre Basalak rejisinde izlediğimiz temsil, suratına tiyatroyu bize göstermesi ve sahnede farklı deneyimleri izleyicilere ulaşabilmesi adına çok değerli bir çalışma. Sahne ortada dairesel bir platform üzerinde minimalist bir dekor ile kurulmuş. Kullanılan küçük tabureler her türlü eşya ya da bebek yerine geçebiliyor. Metinde yer alan bu olağandışı kurguyu oyuncular bizlere öylesine sıradan bir işleyişle yansıttılar ki, içlerindeki canavarı ayrımsayamadım :) Ortada canice, insanlık ve yasa dışı bir şeyler varmış gibi değil de gündelik hayatın akışı içerisinde süregiden normal devinimlermiş gibi izledim. Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum. Çünkü yüze vurumcu tiyatro böyle mi olmalı yoksa seyirci koltukları biraz daha mı rahatsız edilmeli, sınırları zorlanmalıydı emin olamıyorum.
Oyun yetmiş beş dakika tek perde ile akıcı ve keyifli bir seyir sunuyor. Jill canlandırması ile Zeynep Mataracı Bektaş ve Ollie rolü ile Tunca Soysal başarılıydı. Oyunun sonlarında bir parti sahnesi vardı. Yan evlerde oturan varlıklı elit komşuları için Ollie ve Jill evlerinde parti veriyorlardı. O kısım sahneleniş anlamında oldukça çarpıcı ve etkileyiciydi. Siz olsaydınız ne yapardınız ya da sahip olmayı arzuladıklarınız için yapılabilecekleriniz sınırları nelerdir sorusunu samimiyetle kendimize sorabilmek için güzel bir fırsat. Oyunu daha küçük bir salonda, sıcak tiyatro atmosferinde izleyebilmeyi dilerdim.

Tiyatro herkes için, tiyatro daima!

30 Ocak 2025

7 Kocalı Hürmüz - Tiyatro Kafe

7 Kocalı Hürmüz Tiyatro Oyunu
Yaş Sınırı: 12+
Oyun Süresi: 2 saat 20 dakika
Yazan: Sadık Şendil - Yöneten: Cantuğ Turay - Koreograf: Beste Üstün
Begüm Topçu: Hürmüz - Cantuğ Turay: Doktor -  Ali Dalkılıç: Torik - Yusuf Kenan Adıgüzel: Hızır Kaptan - Ahmet Emin Ünal: Bekçi Memo - Mustafa Asel Erol: Berber Hasan - Arda Baran Ateş: Allaç Rüstem - Ezgi Yağmur Ulusoy: Safinaz - Volkan Özdemir: Katil Ömer - Burcu Kaya: Anlatıcı - Kardelen Türkcan: Havva - Ayla Akay: Rukiye Abla/Dansçı - Can Gür: Kadı - Ayhan Önem: Kadı - Yağmur Boran: Dansçı - Minel Yıldırım: Dansçı 
Türk komedya geleneğinin efsane hikayesi "7 Kocalı Hürmüz" seyircisiyle buluşuyor!
1800’lü yılların sonlarında İstanbul Taşkasap'ta yaşayan Hürmüz, değişik mesleklerden altı kişiyle hiçbir yasal yanı olmadan evlenmiştir. Her kocasını haftanın bir günü ağırlamakta, gönüllerini hoş etmekte, onlardan hediyeler almakta ve ekonomik sorunlarını çözmektedir. Ancak onun gönlü berber eşinin dükkânında gördüğü doktordadır. Bir hastalık uyduran Hürmüz doktoru da evine getirtir. Doktor da ona âşık olur. Bu andan sonra doktor ve Hürmüz, kendilerini karmaşık olduğu kadar gülünç gelişmeler karşısında bulurlar. 25 kişilik dev kadrosuyla "Yedi Kocalı Hürmüz" oyunu sizleri geçmişe doğru masalsı bir yolculuğa çıkartırken dans ve şarkılarıyla size unutulmaz bir akşam yaşatacak.

Oyunu 24 Ocak akşamı Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi' nde izledim. Aynı topluluğun Fosforlu Cevriye adlı oyununu da daha önce izlemiştim. Bu topluluğu annem ile birlikte yaptığımız tiyatro akşamları için tercih ediyoruz. 
Yedi Kocalı Hürmüz, Türk mizahının önemli isimlerinden Sadık Şendil tarafından yazılmış eserden senaryolaştırılan seyirlik bir oyundur. Yıllarca tiyatrolarda sahnelenmiş olan oyun, günümüzde de güncellenerek sahnelenmiştir. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Şehir Tiyatroları'nda ve özel tiyatrolarda gösterime giren oyun, yer yer Moliere komedilerini andırmakta olup, geleneksel orta oyunu tekniğiyle işlenmiştir. İki perdeden oluşan ve iki saat 45 dakika süren oyun, kişilerin ve olayların gülünç, eğlendirici yönlerini ön plana çıkarır.

19. yüzyılın sonlarında İstanbul'un Taşkasap semtinde yaşayan Hürmüz, hepsi farklı mesleklerden olan, birbirinden habersiz altı koca ile evlenmiş, ancak yetinmeyip yedinci bir erkeğe âşık olan bir kadındır. Sonunda amacına ulaşarak bu kişiyle de bir evlilik yapar. Ancak kocalarının eve geliş-gidiş zamanlarında çakışmalar meydana gelince Hürmüz oldukça zor bir durumda kalacaktır. Hepsini bir arada idare etmeye çalışan Hürmüz'ün işi bu kez gerçekten zordur.

Araştırdığım kadarı ile 1963 (Hürmüz: Suna Pekuysal, Doktor: Efgan Efekan), 1971 (Hürmüz: Türkan Şoray, Doktor: Salih Güney) ve 2009 (Hürmüz: Nurgül Yeşilçay, Doktor: Mehmet Ali Alabora) yıllarında 3 kez sinema filmi de yapılmış. Hepsinin de kadroları olağanüstü. 

Temsil keyifli bir 140 dakika vadediyor. Ben Begüm Topçu - Cantuğ Turay çiftini zaten çok beğeniyorum, oyunculuk performansları da göz doldurucuydu. Bu oyun özelinde Begüm Topçu ekstra başarılıydı. Her bir kocası ile farklı bir karaktere bürünmesi etkileyiciydi.  Kocalardan ise Volkan Özdemir' i Katil Ömer canlandırması ile ve Mustafa Asel Erol' u Berber Hasan performansı ile başarılı buldum.

İyi ki özel tiyatrolar var, yaptıkları işleri ilgiyle izlediğim Tiyatro Kafe' yi bir kez daha tebrik ediyorum. 
Yaşasın sahne, yaşasın tiyatro!

29 Ocak 2025

Medea Material - Ankara DT

MEDEA MATERIAL - ANKARA DT
Büyük Oyunu- 
1 Perde - 1 saat
Yazan Heiner Müller
Çeviren Hilal Ceylan
Rejisör Ayşe Emel Mesci
OYUNCULAR:
YAĞMALANMIŞ KIYI
Medea Sükûn Işıtan
Koro Aleyna Güreli, Berfin Batır, Elif Demir, Nazlı İnan, Sevtap Aktekin, Melis Özpaça, Serenay Sorgeç
Argonotlar Erdi Erciyas, Kürşat Kurnaz, Furkan Şahin
MEDEA MATERIAL
Medea / Jason / Oidipus Sükûn Işıtan
Gaia Nazlı İnan, Melis Özpaça, Aleyna Güreli, Elif Demir, Serenay Sorgeç
Jason Furkan Şahin
Glauce Berfin Batı
MEDEA PLAY
Çocuk Medea Sükûn Işıtan
Ölüm Kürşat Kurnaz, Umut Yılmaz
Jason Furkan Şahin
Koro Nazlı İnan, Serenay Sorgeç, Aleyna Güreli, Elif Demir
ARGONOTLU MANZARA
Medea / Heiner Müller Sükûn Işıtan
Koro Aleyna Güreli, Nazlı İnan, Elif Demir, Berfin Batır, Sevtap Aktekin, Melis Özpaça, Serenay Sorgeç, Kürşat Kurnaz, Umut Yılmaz, Furkan Şahin
İşçi Furkan Şahin
Filistinli Kadın Melis Özpaça
Vietnamlı Kadın Nazlı İnan
OYUNUN KONUSU: Mitoloji ve tarihin, anılar ve rüyaların iç içe geçtiği şiirsel bir duvar halısı Brecht ve Robert Wilson gibi ünlü sanatçılarla iş birliğiyle tanınan Heiner Müller, çeşitli disiplinlerdeki yaratıcılara ilham verdi ve hem Almanya’da hem de dünya çapında postmodern avangard tiyatronun önde gelen isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. 1982 tarihli oyunu Medea-Material, Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatrosu arasındaki bir iş birliğiyle ilk kez Türkçe olarak sahneleniyor.

Oyunu 9 Ocak 2025 günü İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi' nde izledim. Önce yazarımızı tanıyalım:
Heiner Müller Alman dramatist, şair, yazar, denemeci ve tiyatro yönetmeniydi. 9 Ocak 1929'da Eppendorf Saksonya'da doğdu. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Doğu Berlinde Maxim Gorki Tiyatrosu ve Berliner Ensemble ile çalıştı. Soğuk Savaş sonrası Schaubuhne ve Deutsches Theater sahnelerinde oyunlar sergiledi. 30 Aralık 1995'te Berlin'de öldü. 
Yazar metinde mitleri kullanarak savaşın kadın ve çocuklarda bıraktığı travmaları ve hayattan koparılmasını anlatmak istemiş. Oyun tanıtımında da yer aldığı gibi metin dört olaydan oluşuyor. Yağmalanmış Kıyı, Medea Material, Medea Play ve Argonotlu Manzara.
Metni tam olarak anlayabilmek imkansız gibi ancak o şiirsel yapıyı ortaya çıkaran bolca devinim, koreografi, dans içerdiği için tüm bu görsel ve işitsel içeriği metin akışı ile birleştirerek anlamaktan çok hissediyorsunuz. Yine de anlamlandırabildiğim kadarı ile bölümlere kısaca değinmeye çalışacağım. 

Yağmalanmış Kıyı; İlk bölüm okyanusun altında geçiyor ve küresel kirliliğe odaklanıyor. Kirlilik, atıklar, acı çeken bir doğa ile sanki bugünü anlatıyor. Medea karakterini Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı ve Başrejisörü Sükun Işıtan canlandırıyor. Kendisine hayran kalmamak olanaksız, soluk kesen bir performans ile gökyüzünden metal bir salıncakta denizlerin dibine iniyor bu bölümde. 
Medea Material; Sanırım en konulu ve kurgusu olan bölüm burası. Burada kocası Medea' yı boşayıp, kralın kızı ile evlenmeye karar veriyor. Medea ise buna izin vermeyecektir. Temsil yorumunda anlaşılmasa da şu bilgilere ulaştım: Medea Kolkhis Kralının kızı iken, paragöz Argonot çetesi ile yabancı ülkelere (Kolkhis'e) hazine bulmaya çıkan Jason' a aşık oluyor. Sonrasında kocasının ihanetine uğrayınca, ona verdiği en değerli iki hediye olan öz çocuklarını, Jason' ın evlenmek istediği kızı ve onun babası olan kralı öldürüyor. Bir parantez; 
Argonotlar Yunan mitolojisinde Truva Savaşı'ndan önceki yıllarda yaşamış bir grup. İason önderliğinde Altın Post'u bulmak için Kolkhis'e gidişini konu alan bir mitte yer alırlar. Kahramanların ismi bindikleri gemi olan Argo' dan gelir. Geminin adı ise yapan kişi olan Argus' tan gelir. "Argonotlar" kelime anlamı itibarıyla "Argo denizcileri" anlamına gelir. Maceraları, Hellenistik dönemden günümüze kalan tek destan olan Argonautika' da anlatılır.
Medea Play; Bu bölümde ölümden bahsediliyor ve Çocuk Medea var. Ölüm ve çocuk zıtlıklar üzerinden ya da tamamlanan bir döngü, ölüm doğum gibi düşünülebilir. Daha çok insani duygular betimlenmeye çalışılıyor. Sanırım burada günümüz çocuklarının sorunlarına da değiniliyor, teknoloji, sınavlar gibi. Aslında bu bölüm Müller’in kısa sözsüz oyunu ‘Medea Play’ miş. Ve yönetmen bu bölümü de Medea dizisine dâhil etmek istemiş. 
Argonotlu Manzara; Bu bölümde yukarıdaki alıntıda bahsettiğim Argonotlar ve Jason' ın Altın Post (hazine)u bulmak için Kolkhis' e gelişleri anlatılıyor. Arkadaki fon gemiye dönüşüyor dansçılar Argonotlara dönüşüyor. Medea' nın Jason' a aşık olması ve onlarla işbirliği yaparak ülkesine ihanet etmesi betimleniyor.

Medea merkez karakter tüm bölümlerde Sükun Işıtan tarafından canlandırılıyor. Tek perde monolog ve diyalogların oldukça yoğun olduğu, çok hareketli, tepeden salıncakla inmek, duvara tırmanmak gibi fiziksel kondisyon gerektiren bu rolün hakkını fazlasıyla veriyor. İnanılmaz nefes kesen bir performanstı ben olağanüstü buldum kendisini.
Dansçılar sanki bir organizma gibi bütünsel hareket ediyordu bu çok hoşuma gitti. Solistler ve koro da aynı şekilde çok uyumlu ve etkileyiciydi. Kah metnin ve Medea' nın ön plana çıktığı kah sözlerin yerini dans ve müziklerin aldığı bazen de arka plana yansıtılan görüntülerde savaşlar, atom bombaları gibi yaşanan büyük felaketlere odaklanan temsili pür dikkat ve yüksek ilgi ile izledim. 

Oyundan çıkınca sarsılmış hissediyorsunuz. Böyle farklı sahne deneyimlerini çok seviyorum. Son yıllarda izlediğim en çarpıcı yapımlardan biriydi. Önceki yıllarda sahnelenen Eren Oray' ın oynadığı Terörist adlı oyunu da çok beğenmiştim. 

Farklılıkları seviyorsanız kaçırmayın derim.
Mitlerden düşlere,
Düşlerden sözlere,
Geçmişten bugüne,
Sahneden bizlere ulaşan bu yapımda emeği geçenlere minnetle...