FOSFORLU sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
FOSFORLU sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

31 Mart 2024

Fosforlu Cevriye - Tiyatro Kafe

Fosforlu Cevriye Tiyatro Oyunu - Tiyatro Kafe
Yaş Sınırı: 12+ - Süre: 150 Dakika
Yazan: Suat Derviş - Uyarlayan: Gülriz Sururi
Yöneten: Cantuğ Turay - Beste: Kemal Günüç - Ses/Işık tasarım: Ali Dalkılıç
Oyuncular:
Fosforlu Cevriye: Begüm TOPÇU TURAY - Adam: Cantuğ TURAY
Sümbül Dudu: Nermin UĞUR - Barba: Can GÜR
Zombi Recep: Baha ER - Kemal / Hakim: Volkan ÖZDEMİR
Cemile: Kardelen TÜRKCAN - Kerim / Patron: Yunus ÇÖRDÜK
Top Melahat: Ayten ÖZTÜRK - Güllü: Melike AKTAŞ
Marika: Çiğdem ÇAVUŞ - Kumru: Roza DURUKAN
Sele Şevki / Hoca: Arda Baran ATEŞ - Komiser Osman: Asel EROL
Delikanlı: Ahmet Emin ÜNAL - Genç kız: Gizem ERBAŞ
İşçi / Memur: Yusuf Kenan ADIGÜZEL - Şık bey: Efe SÜNERİN - Katip: Merve YILDIZ 
Mahalleli: İlknur TIRPAN, Ezgi Yağmur ULUSOY, Şerife UYSAL
Orkestra: Piyano/Şef: Kemal GÜNÜÇ / Güneş APAYDIN
Davul: Zeki ERTUNÇ - Bas: Okyay ŞENOCAK - Klarnet: Fahrettin ÜNAL
Konu :  Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.

Oyunu Yenimahalle Dört Mevsim Tiyatro Sahnesinde 24 Ocak Çarşamba günü izledim. B sırasında önlerde olmam sayesinde temsilin her anını oyuncuların her mimiğini görebildim.
Fosforlu Cevriye, Suat Derviş'in 1944-1945'te tefrika edilen, ilk defa 1968 yılında yayımlanan romanıdır. 1930'larda İstanbul’un Galata semtinde yaşayan sokak kızı Cevriye’nin polisten kaçan bir adama aşkını konu alır. Sade bir dille yazılmış eserde toplumun farklı sınıflarından insanlara yer verilir. “Karakolda Ayna Var”, “Kız Kolunda Damga Var”, “Gözlerinden Bellidir Cevriyem” ve “Sende Kara Sevda Var” olmak üzere dört bölümden oluşur. 
1944-1945 yıllarında tefrika edilen roman, 1959’da Fosforlu Cevriye, 1969’da Bana Derler Fosforlu adıyla filme alındı. 1968'de May Yayıncılık tarafından kitap olarak basıldı. 
Yazar, romanını 1972'de senaryolaştırıp oyuncu Gülriz Sururi’ye ithaf etti. Eser, 2008’de müzikale dönüştürülüp ve Gülriz Suriri yönetiminde Ankara Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiştir.
Hatice Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyormuş. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyormuş. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekmiş… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi imiş. Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekmiş. 

Temsil çok keyifli bir 150 dakika vadediyor.  Begüm Topçu Turay ve Cantuğ Turay çifti Hacettepe Devlet Konservatuvarı Tiyatro mezunu. Onları 2009-2015 yıllarında her gün yayınlanan bir Ankara dizisi olan Deniz Yıldızı' ndan hatırlıyorum. Ben çok severdim o diziyi. 2014 yılında Begüm Topçu Turay ve Cantuğ Turay evlenmişler. Şu an iki tane çocukları var. Son yıllarda televizyondan çok tiyatroya emek verdiklerini düşünüyorum. Yazının sonuna muhtemelen afişlerde görüp aşina olduğunuz sahnelenen oyunlarının bir listesini bırakıyorum :)
Temsili oldukça başarılı buldum. Begüm Topçu Turay' ın Fosforlu Cevriye performansını çok beğendim. Kah hüzünlenip, kah gülümseten, bazen onaylatıp, bazen sorgulatan bu kült metnin hoş bir sahne yorumunu izledik. Fosforlu Cevriye ayrıca benim annemle birlikte izlediğim bir oyun olması nedeni ile de unutulmayacaklar listemde yerini aldı. 
Kalabalık bir kadro başarılı bir ekip bol alkışlar Tiyatro Kafe' ye... 
Artık daha fazla oyunlarını izlemeye çalışacağım...

OYUN ADIYILDURUM
7 Kocalı Hürmüz /
 Oyuncu / Yönetmen
2023Sahnede
Fosforlu Cevriye /
 Adam / Yönetmen
2023Sahnede
Mucize /
 Oyuncu / Yazar
2020Sahnede
Büyük Sürpriz /
 Oyuncu / Yazar
2019Sahnede
7 Kocalı Hürmüz /
 Yönetmen
2018Sahnede
Bir Varmış Bir Yokmuş /
 Oyuncu / Yazar
2018Sahnede
Cerrah /
 Oyuncu
Sahnede
Matruşka /
 Oyuncu / Yönetmen
Sahnede
Bu Bir Oyun Değil /
 Oyuncu
Sahnede
Aşk Kaşıntısı /
 Oyuncu
Sahnede
Şu İşe Bak /
 Oyuncu / Yönetmen
Sahnede
10 Dakika Ara /
 Oyuncu / Yazar
Sahnede
Bavul /
 Oyuncu
Sona Erdi
Küçük Bir Aşk Masalı /
 Oyuncu / Yapımcı
Sahnede

8 Mayıs 2013

fosforlu cevriye

Yazan : SUAT DERVİŞ | Oyunlaştıran : GÜLRİZ SURURİ | Yöneten : GÜLRİZ SURURİ

Oyunumuz “kah güldürüp kah hüzünlendirerek, karakol, mahkeme, hapishane, Barba’nın meyhanesi, eski kantocu yeni randevucu bilge Sümbül Dudu’nun evinde geçen olayları müzikal formatında” anlatıyor. Hayata sonsuz derecede bağlı olan Fosforlu Cevriye , yıldızını kaymasın diye gökyüzüne çakmak isterken, hayat ona ne sürpriz hazırlıyor?
2 perde | 2 saat 55 dakika

Not: 
-2008 - 2009 Sanat Kurumu En İyi Kadın Oyuncu Ödülü - Nermin Uğur
-2008 - 2009 Sanat Kurumu En İyi Sahne Müziği Ödülü - Attila Özdemiroğlu
-2008 - 2009 Sanat Kurumu En İyi Hareket Tasarımı ve Dans Düzeni Ödülü - Özden Aktürk




Fosforlu Cevriye, bedenini üç kuruşa satıp beş kuruşa karnını doyurabildiği bir dünyaya açmıştı gözlerini. Anasızdı, babasızdı. ‘Ortalıkta beni doğuran bir ana olmadığına göre, bu dünyaya yıldızlardan düştüm herhalde’ diyebiliyor, bazen bunun bir gerçek olabileceğine bile inanıyordu.1930’lu yılların sonunda Edirnekapı’dan Rumeli Feneri’ne kadar, Fosforlu’nun tadına bakmayan kimse kalmamıştı. Hep aynı erkekle olmak ona göre değildi.

‘O kimseyi aldatmaz, çünkü kimsenin olmaz’dı.Fosforlu Cevriye’nin meskeni Galata’ydı. Çevresi; itler, kopuklar, yankesiciler, kabadayılardan ibaretti. Birbirlerini meslekleri icabı kıskanıp hır çıkaran, hem de birbirleri için türlü fedakarlığı yapabilen, aynı yolun yolcusu kader arkadaşları Top Melahat, Fıstık Cemile, Köylü Güllü, Çatlak Marika’yla gecelerin günlere karıştığı bir dünyada yaşayıp gidiyordu. Ta ki bir gün, başka bir dünyanın gizemli bir insanı; bir adam, O’na ‘siz’ diyene kadar.


oyunu cüneyt gökçer sahnesinde izledim. sahneyi daire şeklinde döner bir platform üzerinde 3 parçaya bölmüşlerdi. bu sebeple dekorların değişmesi çok hızlı gerçekleşebiliyordu. dekoru çok beğendiğimi de söylemeden geçemeyeceğim. konu herkesin aşina olduğu bir konu olmasına rağmen üç saat nasıl geçip gitti anlamadım. fosforlu cevriye karakterini canlandıran feray darıcı' nın sesine hayran kaldım. köylü güllü' yü canlandıran kader ilhan muhteşemdi... fosforlu'nun aşık olduğu kaçak komünist karakterini uğur çavuşoğlu' nun canlandırmasını beklerken başka bir oyuncu oynadı ama başarılıydı... ayrıca kantocu sümbül, zombi recep, meyhaneci barba atlanmaması gereken karakterler...

oyunda namus kavramı, tanrıya inanmayan iyi insanların olabileceği, din ve hukuk insanlarının ahlaki sorgulanışı güzeldi...


ikinci perdenin açılışı parçası çok etkileyiciydi :)
bir evim olsa, bir de koca
çilem bitmiyor
zaman geçiyor, saatler geçiyor
dünya dönüyor, ömür bitiyor
günde beş on tane herif bana yetmiyor 
zaman geçiyor, saatler geçiyor 
dünya dönüyor, ömür bitiyor 
işlemeli örtüler, patiskadan perdeler
ah bir evim olsa, bir de orta halli bir koca
  
orta halli kel bir koca 
her gün dayak atmayacak mı 
canına ot tıkmayacak mı 
başka karıya bakmayacak mı 
çıtır çıtır yanan soba 
bir de bebe kucağımda 
acep kız mı olsa, oğlan mı olsa 
salak karı, aptal karı 
o bebe kusmayacak mı 
kucağına sıçmayacak mı 
sen o kocadan bıkmayacan mı 

nereden bakarsan bak dünya 
rezil dünya 
sen istersin, biz isteriz
bulunca da yetmez deriz
gökten bir elma düşer
onu da ayılar yer 

vee oyun sonunda meşhur hüzün dolu cevriye parçası :
karakolda ayna var, ayna var
kız kolunda damga var, damga var 
gözlerinden bellidir cevriyem,
sende kara sevda var
moryede fosforlum
sende kara sevda var

denizlerin kumuyum, kumuyum
balıklarin puluyum, puluyum 
aç koynunu ben geldim cevriyem 
ben de allah kuluyum
moryede fosforlum
ben de allah kuluyum...



bu sezon izlediğim en eğlenceli ve en etkileyici oyundu. neden 3 sezon kapalı gişe oynadığını izleyince anladım. oyuncuların her biri unutulmaz ve çok başarılılardı. 2008 den bu yana hala izleyici bulabilen bu ekibi tebrik etmek gerekiyor. ankara' da yaşıyor ve hala gitmediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz...

14 Ekim 2012

feza gürsey bilim merkezi altınpark

feza gürsey bilim merkezine yıllar önce çocuklar henüz yokken gitmiştik. o zaman da çok eğlenmiş, ileride bir gün çocuklarımız olursa mutlaka getireceğimizi dile getirmiştik. işte o kutlu gün, geçen haftasonuydu.

temel bilim prensiplerini deneysel olarak, dokunarak, yaşayarak, gözlemleyerek anlayabileceğiniz ve çocuklarla 3,4 saat sorunsuz vakit geçirebileceğiniz harika bir yer.
48 adet deney biriminin malesef her birini fotoğraflayamadım. kara delik, hiberküp, fosforlu duvar, görme oyunları, donmuş azot gösterisi, refleks ölçerler, çizgi film makinesi hepsinde güzel vakit geçirdik, çok güzel şeyler öğrendik. 

buradaki ataçlar manyetik alandan dolayı hep dik duruyor ve aynı bölgede toplanıyorlar.
vee plazma küresi bende büyük bir hayranlık uyandırsa da çocukların beklediğim kadar ilgisini çekmedi.

farklı maddelerin mikroskop altındaki görünümlerini inceledik.
buradaki disklerden yarışı hep aynı disk kazanıyor... sağ altta elif in konuştuğu çanaktan karşıda epeyce uzakta bir tane daha var ve telefon vazifesi görüyor. elif' le bu çanak telefonlarda birbirimize sevgi sözcükleri fısıldadık :)
eren sınırları aşmadan yıldız çizmeye çalışıyor. asıl olan bu işlemi yaparken karşısındaki aynayı kullanmak ama ben pek başarılı olamadım.
en çok olasılık oyununu sevdiler. yukarıdan atılan topların genellikle hep aynı eğri içinde birikmesi ilginçti. zaten olasılık hesaplarını pek anlamamışımdır.
tebeşir tozu bırakarak serbest salınım yapan bölüm eren' in favorisiydi. gelip gidip bununla oynadı. ama en son baktığımızda tebeşir tozlarından böylesi düzenli bir şekil çıkabilmiş olmasına çok şaşırdık.
bisiklet kaç watt enerji üretebileceğimizi gösteriyor, aynı mantıkla çalışan bir lamba ve radyo da var. sağ tarafta ise topu bacaya koyup, düğmeyi açtıklarında çıkan basınçlı hava ile uçan top onları oldukça heyecanlandırdı.
yazı altınparkta, sezonun son dondurmalarını yiyerek böylece uğurlamış olduk.
altınpark bu mevsimde gerçekten çok güzeldi. yaprakları, ağaçları ve doğayı huzurla izledik.
feza gürsey bilim merkezi, altınpark içerisinde, okul öncesi giriş ücretsiz, tam 7, öğrenci 5 tl... gezilesi görülesi güzel bir yer, tavsiye ediyoruz.

30 Ocak 2025

7 Kocalı Hürmüz - Tiyatro Kafe

7 Kocalı Hürmüz Tiyatro Oyunu
Yaş Sınırı: 12+
Oyun Süresi: 2 saat 20 dakika
Yazan: Sadık Şendil - Yöneten: Cantuğ Turay - Koreograf: Beste Üstün
Begüm Topçu: Hürmüz - Cantuğ Turay: Doktor -  Ali Dalkılıç: Torik - Yusuf Kenan Adıgüzel: Hızır Kaptan - Ahmet Emin Ünal: Bekçi Memo - Mustafa Asel Erol: Berber Hasan - Arda Baran Ateş: Allaç Rüstem - Ezgi Yağmur Ulusoy: Safinaz - Volkan Özdemir: Katil Ömer - Burcu Kaya: Anlatıcı - Kardelen Türkcan: Havva - Ayla Akay: Rukiye Abla/Dansçı - Can Gür: Kadı - Ayhan Önem: Kadı - Yağmur Boran: Dansçı - Minel Yıldırım: Dansçı 
Türk komedya geleneğinin efsane hikayesi "7 Kocalı Hürmüz" seyircisiyle buluşuyor!
1800’lü yılların sonlarında İstanbul Taşkasap'ta yaşayan Hürmüz, değişik mesleklerden altı kişiyle hiçbir yasal yanı olmadan evlenmiştir. Her kocasını haftanın bir günü ağırlamakta, gönüllerini hoş etmekte, onlardan hediyeler almakta ve ekonomik sorunlarını çözmektedir. Ancak onun gönlü berber eşinin dükkânında gördüğü doktordadır. Bir hastalık uyduran Hürmüz doktoru da evine getirtir. Doktor da ona âşık olur. Bu andan sonra doktor ve Hürmüz, kendilerini karmaşık olduğu kadar gülünç gelişmeler karşısında bulurlar. 25 kişilik dev kadrosuyla "Yedi Kocalı Hürmüz" oyunu sizleri geçmişe doğru masalsı bir yolculuğa çıkartırken dans ve şarkılarıyla size unutulmaz bir akşam yaşatacak.

Oyunu 24 Ocak akşamı Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi' nde izledim. Aynı topluluğun Fosforlu Cevriye adlı oyununu da daha önce izlemiştim. Bu topluluğu annem ile birlikte yaptığımız tiyatro akşamları için tercih ediyoruz. 
Yedi Kocalı Hürmüz, Türk mizahının önemli isimlerinden Sadık Şendil tarafından yazılmış eserden senaryolaştırılan seyirlik bir oyundur. Yıllarca tiyatrolarda sahnelenmiş olan oyun, günümüzde de güncellenerek sahnelenmiştir. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Şehir Tiyatroları'nda ve özel tiyatrolarda gösterime giren oyun, yer yer Moliere komedilerini andırmakta olup, geleneksel orta oyunu tekniğiyle işlenmiştir. İki perdeden oluşan ve iki saat 45 dakika süren oyun, kişilerin ve olayların gülünç, eğlendirici yönlerini ön plana çıkarır.

19. yüzyılın sonlarında İstanbul'un Taşkasap semtinde yaşayan Hürmüz, hepsi farklı mesleklerden olan, birbirinden habersiz altı koca ile evlenmiş, ancak yetinmeyip yedinci bir erkeğe âşık olan bir kadındır. Sonunda amacına ulaşarak bu kişiyle de bir evlilik yapar. Ancak kocalarının eve geliş-gidiş zamanlarında çakışmalar meydana gelince Hürmüz oldukça zor bir durumda kalacaktır. Hepsini bir arada idare etmeye çalışan Hürmüz'ün işi bu kez gerçekten zordur.

Araştırdığım kadarı ile 1963 (Hürmüz: Suna Pekuysal, Doktor: Efgan Efekan), 1971 (Hürmüz: Türkan Şoray, Doktor: Salih Güney) ve 2009 (Hürmüz: Nurgül Yeşilçay, Doktor: Mehmet Ali Alabora) yıllarında 3 kez sinema filmi de yapılmış. Hepsinin de kadroları olağanüstü. 

Temsil keyifli bir 140 dakika vadediyor. Ben Begüm Topçu - Cantuğ Turay çiftini zaten çok beğeniyorum, oyunculuk performansları da göz doldurucuydu. Bu oyun özelinde Begüm Topçu ekstra başarılıydı. Her bir kocası ile farklı bir karaktere bürünmesi etkileyiciydi.  Kocalardan ise Volkan Özdemir' i Katil Ömer canlandırması ile ve Mustafa Asel Erol' u Berber Hasan performansı ile başarılı buldum.

İyi ki özel tiyatrolar var, yaptıkları işleri ilgiyle izlediğim Tiyatro Kafe' yi bir kez daha tebrik ediyorum. 
Yaşasın sahne, yaşasın tiyatro!